Merhaba,
Bu ay, Ananda Valenzuela adındaki bir danışmanın uluslararası STK evrenindeki sevdiğim yayınlardan / platformlardan birisi olan Nonprofit Quarterly’de, geçen yıl yayınladığı üç bölümlük bir yazıdan bahsetmek istiyorum. Yazarın aynı platform üzerinde düzenlediği bir “webinar”a dayanan yazısının başlığı “Yönetişim Vazifelerine Yaklaşımda Yeni Bir Model”[1].
Benim söz konusu üç bölüm içerisinde ilgimi en çok ikincisi çekti. Yazarımız bu bölümde yönetim kurullarına üç boyutlu bir “kafanızı değiştirin” tavsiyesinde bulunuyor.
- Yalıtılmış, kendi içine kapalı bir yapı alışkanlığından, bir “ekosistem” anlayışına geçin.
- Gücü başkalarının üzerinde değil, başkalarıyla beraber kullanın.
- Karar vermeyi değil, hesap vermeyi düstur edinin.
Şimdi Valenzuela’nın bu boyutların her birindeki saptamalarına / önerilerine yakından bakalım:
(1)
Kendi İçine Kapalı Yapı
- Yönetim kurulu, kurumun yönetiminden tek başına sorumludur ve hiç kimseye hesap vermez.
- Gönüllü olarak, herhangi bir ücret almadan çalışan yönetim kurulu üyelerinin, yaptıklarının sonuçlarından nadiren sorumlu tutularak, istedikleri gibi hareket etmelerine olanak tanır.
- Benmerkezcidir: İnsanlar statü ve güç elde etmek için yönetim kuruluna katılır.
Ekosistem
- Yönetim kurulu; çalışanları, toplumu, diğer danışma organlarını ve ağları/hareketleri kapsayan daha geniş bir yönetişim ekosisteminin parçasıdır.
- Yönetim kurulunun ortak değer ve uygulamalar çerçevesinde hesap verebilir olmasını sağlar.
- Ekosistem merkezlidir: İnsanlar, misyon etrafında kenetlenmiş bir topluluğun parçası olmak için yönetim kuruluna katılır.
(2)
Gücü Başkaları Üzerinde Kullanan
- Tarihsel geçmiş, “seçkinlerin” yönetme hakkına sahip olduğu varsayımını kurumsal yapının içine yerleştirmiş ve kökleştirmiştir.
- Bunun sonucunda, çoğunluğu beyaz ve varlıklı gönüllülerden oluşan yönetim kurulları, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar üzerinde nihai gücü ellerinde tutar.
- Yönetim kurulu üyeleri, bireysel olarak karar alabileceklerini varsayar; çalışanların da bu varsayıma boyun eğmesi, söz konusu anlayışı daha da pekiştirir.
Gücü Birlikte Kullanan
- Yönetim kurulu, önemli kararları almaları konusunda çalışanlara ve diğer paydaşlara güvenir.
- Yönetim kurulu, bazı yetkileri elinde tutarken bazılarının kendisine ait olmadığını kabul eder; ne zaman geri çekilmesi, ne zaman öne çıkması gerektiğini bilir.
- Yönetim kurulu üyeleri, bireysel olarak karar alma yetkilerinin bulunmadığının farkındadır; ancak yönetim kurulunun bir parçası olarak, kurul halinde karar alabilirler.
(3)
Karar Veren
- Yönetim kurulu, yapılan işe ilişkin sınırlı bir bilgi -ve kavrayışa- sahip olmasına rağmen, en önemli kararların tümünü kendisinin alması gerektiğini düşünür.
- Çalışanlar düzenli olarak yönetim kurulundan izin/onay ister.
- Bu yaklaşım, yönetim kurulunun ya önüne gelen kararları sorgulamadan onaylamasına ya da işlere gereğinden fazla müdahil olmasına yol açabilir.
Hesap Veren
- Yönetim kurulu, çalışanların önemli kararları alabileceğine güvenmekle birlikte şeffaflık bekler ve zorlayıcı/sorgulayıcı sorular sorar; böylece bir denge ve denetim mekanizması işlevi görür.
- Yönetim kurulu, dışarıdan bakabilmenin sağladığı perspektiften yararlanarak etki ve etkililiğe özellikle odaklanabilir.
Valenzuela’nın yazısını / yazılarını okurken sık sık Carver ve İlkeli Temsil hakkında düşünmeden yapamadım. Yazar Carver’a doğrudan referans vermese de bazı saptamalarının (mesela yönetim kurulu üyelerinin tek başına karar verme alışkanlığı ve bunun sistem üzerindeki olumsuz etkisi) “bizim” metodolojimizde de sıkça dile getirildiğini biliyoruz. Ancak “kara delik” bu yazılarda da mevcut: Sahiplik / Söz Sahipliği kavramının -yine- esamesi bile okunmuyor. Carver’la kısmen de olsa örtüşen çalışmalarda bile bu konunun neredeyse hiç ele alınmamasına hâlâ alışamadığımı söylemeliyim.
Yazının orijinalinde “Benmerkezci” ve “Ekosistem merkezli” sıfatları “ego-centric” ve “eco-centric” olarak yer alıyor. Ben aklımızda kalmasına yardımcı olur ümidiyle, Türkçe için, “egoist” ve “ekoist” alternatiflerini önermek istiyorum. Egoist yönetim kurulu üyelerinin yerini -en azından çoğunlukla- “ekoist” üyelerin alması dileğiyle…
Ekim ayında görüşmek üzere.
[1] Yazının orijinal başlığı “A New Framework for Governance Duties: Loving Accountability and Abundant Resourcing”. İkinci bölümünü Türkçeye çevirmeye kalkışmadım bile.