Skip to main content

Aralık 2025

Yazar: 28 Aralık 2025AYDABİR

Merhaba,

Bu ay temel konumuz olan yönetişimden / İlkeli Temsil’den biraz uzaklaşıp “Kaynak Yaratma” üzerine birkaç kelâm etmek istedim.

Yılın son aylarında, gönüllü olarak destek olmaya çalıştığım bazı proje / kurumlarda bu konu üzerinde çeşitli değerlendirmeler yapma imkânı buldum. Bu değerlendirmeler esnasında beraber çalıştığımız gönüllü arkadaşlarla “Kaynak Yaratma 101” kıvamında bazı ilkelerin kısaca üzerinden geçtik. Mesela: “Hiçbir kişi ya da kurumun sizin kurumunuza / projenize yaptığı ilk bağış ‘yapabileceği en yüksek bağış’ değildir”, “Kampanya hedefinize ulaşmaya çalışırken “100 kişi ortalama 1.000 TL bağış yapsa..’ türünden hesaplamalar işe yaramaz”, “Yönetim Kurulunuzun her bir ferdi kendi arkadaşları tarafından ‘cömert’ olarak nitelendirilecek bir miktarda bağış yapmadıysa ‘dışarıda’ inandırıcı olmanız çok zordur” gibi…

Bu tarz uyarı ve önerileri otuz yılı aşkın bir süredir yazarak, çizerek, konuşarak yapıyorum ama memleketteki kaynak yaratma kültürüne ya da altyapısına zerre kadar faydam olmadığını da üzülerek görüyorum.

1995 yılında Indiana’da katıldığım ilk The Fund Raising School (TFRS) eğitiminin hayatımı nasıl değiştirdiğini hep anlatırım. Bu eğitimde ilk kez duyduğum / öğrendiğim onlarca önemli kavram, yöntem, öneri arasında bazıları beynimin daha derinlerine kazınmış. Bunlardan birisine, Bana Yönetim Kurulunu Söyle, Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim kitabında da (Yönetim Kurulu ve Kaynak Yaratma başlıklı bölümde) yer verdiğim, dokuz basamaktan oluşan bir merdivene benzeyen “Geliştirme Süreci”ne kısaca değinmek istiyorum:

Merdivenin en alt basamağı “Şüpheli” adını taşıyor. Anlatılmak istenen şey şu: Her kurumun etrafında, o kuruma bağış yapma ihtimali üzerinden değerlendirdiğimizde “Şüpheli” olarak adlandırabileceğimiz birçok kişi ve kurum olabilir. Bu kişi veya kurumları merdivende bir üst basamağa taşımak ve “Aday” olarak adlandırabilmek için üç kritere bakmalısınız: İlişki, İmkân, İlgi… Yani bahsi geçen kişi ya da kurumun sizin kurumunuzla / kampanyanızla bir ilişkisi var mı? Bağış yapabilecek durumda mı? Ve en önemlisi kurumunuzla, kurumunuzun “tesir iddiası” ile ilgileniyor mu?

Her zaman söylediğim gibi biz Türkiye’de bu son kriteri neredeyse hiçbir zaman dikkate almadan her “Şüpheli”yi “Aday” listemize dahil ediyoruz. Örnek: “Hanımefendi mezunumuz, parası da var, bağış yapabilir…” Hatta, daha da iddialı bir şekilde: “Yapmalı!” Tabii işler böyle yürümüyor. Kuruma olan ilgisini çoktan yitirmiş bir kişiyi bağış yapmaya ikna etmek hiç kolay olmuyor.

“Geliştirme Süreci” hakkında daha fazla bilgi için yukarıda bahsi geçen kitaba / bölüme göz atabilirsiniz, ben izninizle son basamağa zıplamak istiyorum:

Merdivenin en üstünde “Planlı Bağış” aşaması var. Artık bağışçının kurumunuzla kurduğu ilişki o kadar gelişmiş ve derinleşmiş durumda ki hanımefendi -ya da beyefendi- vasiyetinde kurumunuza bir yer veriyor.

İlk Indiana seyahatimde Purdue Üniversitesi’nin Kaynak Geliştirme Departmanını da ziyaret etmiş ve kullandıkları yazılımı görme şansı bulmuştum. Üniversitenin veri bankasına kayıtlı her kişinin (mezun, veli, geçmiş veli, bağışçı) özet sayfasında “will” yani “vasiyet” yazan bir kutucuk dikkatimi çekti. “Nedir bu?” diye sordum, yılda en az bir kez, standart iletişim süreci kapsamında herkese “Vasiyetinizde üniversitemizin bir yeri var mı?” sorusunu yönelttiklerini öğrendim. Olumlu yanıtları sisteme kaydediyorlar ve söz konusu kişi terk-i diyar eylediğinde kendilerine yapılacak bildirimi bekliyorlarmış.

Bir yıl sonra, bu kez Los Angeles’ta katıldığım bir eğitimde bana yöneltilen “Sizin ülkenizde kaynak yaratma konusunda bize göre ne farklılıklar var?” sorusuna bu “vasiyet” örneğini göstererek yanıt vermiş ve mezunlarımıza böyle bir soruyu herhalde hiçbir zaman soramayacağımızı söylemiştim.

Dokuzuncu basamağın bir diğer adı “Exit Gift” yani “Çıkış Bağışı”. Sistemden çıkmadan son bağışınızı yapıyor ve gönül rahatlığıyla fâni dünyadan ölümsüzlüğe doğru -eğer inanıyorsanız- adım atıyorsunuz.

Daha adil bir dünya için çalışan sivil toplum kurumlarının daha fazla kaynağa sahip olacağı bir 2026 diliyorum…