Skip to main content

Mart 2026

Yazar: 27 Mart 2026AYDABİR

Merhaba,

Bu ayki yazımıza bir soruyla başlayayım: Bir “Başkan” iki “Üye”ye bedel midir?

Yönetim kurullarında, herhangi bir konuda, karşıt iki görüşün eşit oy alması çok nadiren karşılaşılan bir durumdur. Bu durumun baştan önüne geçmeyi düşünen kurumlar yönetim kurullarını çift değil tek sayıda üyeyle oluştururlar. Tabii her zaman tam katılımla toplanamayan yönetim kurullarında “üye tam sayısı” yukarıda bahsettiğimiz “kilidi” her durumda çözemez; dokuz kişilik kurulunuz bir eksikle toplanabilir ve kritik karar aşamasında lehte ve aleyhte oylar birbirine eşit olabilir. Bazı vakıf ve dernekler resmi senet veya tüzüklerinde, gerektiğinde -ki bu karşıt oyların eşitliği demektir- başkanın oyunun iki oy sayılacağı hükmüne yer verirler. “Başkan”dan bahsediyoruz; bu kadarcık ayrıcalığı olabilir, öyle değil mi?

Tahmin edeceğiniz gibi “Başkan”ı yalnızca “yönetişimden sorumlu üye” olarak gören ve yönetim kurulunun “tek vücut” ilkesine sıkı sıkıya sarılmasını her fırsatta vurgulayan John Carver ve müritleri böyle bir yöntemi asla önermezler.

“Başkan”a bir ayrıcalık tanıyan bu yönteme günümüz dernek tüzüklerinde veya vakıf resmi senetlerinde daha az rastlamamızın nedenleri tartışılabilir. Bu yazıyı on yıl önce yazıyor olsaydım bu durumu “demokratikleşme” olgusuna bağlayabilirdim; artık bu kadar iyimser değilim, değiliz.

Bir vakitler başkanlık yaptığım “yarı kurumsal” bir platformun on iki kişilik yönetim kurulunda, aslında çok da kritik olmayan bir konuda, ciddi bir görüş ayrılığı yaşadık. Kurumun can damarı diyebileceğimiz gönüllülerin önemli bir bölümü profesyonel bir çalışanımızın işten ayrılma sürecini sorgulamış, ikna olmadığını belirtmiş ve itirazını yoğun bir şekilde dile getirmişti. Yöneticimiz ve ekip arkadaşları haklı olarak bizim de “topa girmemizi” ve birkaç kelam ederek yönetim kurulunun da söz konusu kararın arkasında olduğunu resmen duyurmamızı arzu ediyordu.

Yönetim kurulu tam ortadan ikiye bölünmüştü; bir tarafta kurumlarını temsilen orada bulunan profesyonel yöneticiler (tartışmayı uzatmamayı savunuyorlardı), diğer tarafta ise aralarında benim de bulunduğum, daha “serbest” davranabilen üyeler.

Krizin söz konusu platformun tarihindeki en ciddi bir krizlerden birisi olduğunu söylemeliyim. “Yönetim kurulu kabul etmezse ben Başkan olarak bu duyuruyu yapacağım” demek zorunda kalmış ve birkaç kişiyi de istemeden de olsa kırmıştım. Düğüm Başkan’a iki oy hakkı veren “yönerge” sayesinde çözüldü. Krizin üstünden bir süre geçtikten sonra yaptığımız ilk toplantının sonunda profesyonel yöneticimizden bizi baş başa bırakmasını rica ettim ve bu “in camera”[1] oturumunda hepimiz eteğimizdeki taşları döktük. İyi de oldu.

Bahsi geçen yönetim kurulu bu krizden -bence- güçlenerek çıkmıştı ama ben yine de bir başkanın iki üyeye bedel olmaması gerektiğini düşünüyorum.

Nisan ayında görüşmek üzere…

 

[1] Önceki yazılarda bahsi geçmiş olmalı: Yönetim kurulunun yalnızca kendi üyeleriyle yaptığı toplantı ya da oturum.